Sen, hergün köşe başlarında yırtık urbanla kirli ellerinle avuç açan, sefil insan. İnan yok farkımız birbirimizden. Sen belki tüm yaşamınca dilenecek; Beklediğin beş kuruşu biri vermezse, ötekinden isteyeceksin. Ama ben, tüm yaşamım boyunca tek bir kez dilendim, Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim. Öylesine boş öylesine açık kaldıki elim, Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim. Victor HUGO
24 Eylül 2011 Cumartesi
İşe Ruhunu Vermek
Mozart, bulunduğu şehirden uzakta bir konser verecekti. Tüm hazırlıklar tamamlanmıştı ve konser başlamak üzereydi. Mozart konser salonuna gir¬diğinde salonda sadece on kişi vardı. Salondakiler konserin iptal edilip edil¬meyeceğini soruyorlardı. Mozart piya¬nosunun başına geçti ve tuşlara dokun¬maya başladı. Salonda kaç kişi oldu¬ğuna değil, yalnızca vereceği konsere odaklanmıştı tüm varlığıyla. Düşün¬cesi yalnızca piyano çalma üzerinde yoğunlaşmıştı. Bu yüzden iç durumu ve vücut etkinliği mükemmeldi. Tüm bedeni müziğin ahengi ile yoğrulmuştu. Sanatın üstün gücüne inanıyor kendi¬ni ve onu dinlemeye gelen insanları adeta tedavi ediyordu. 0 sırada Mo¬zart'a salonda kaç kişi olduğunu sorsa¬lar her halde söyleyemezdi. Konserini bitirdiğinde içerideki on kişinin alkışı bütün salonu dolduruyordu. Mozart ve onu dinleyenler ¬benzersiz bir gün yaşamışlardı. Mozart, akşam eşine yazdığı mektupta şöyle diyordu: "Burada harika bir konser verdim ve herkes beni ayakta alkışladı."
Sözlerimize kaç kişinin kulak verdiğine, bizi takip eden ayak izle¬rinin günden güne azalışına, dün¬yanın gürültüsünün sesimizi boğu¬şuna aldırmadan yaptığımız işe ruhumuzu verirsek, karşılığında ala¬cağımız ödül benzersiz, tarifsiz ola¬caktır. Mozart gibi işini her şeyden önce kendisi için, kendi ruhu için mükemmel şekilde yapmak, az sa¬yıda ama kuvvetli birkaç alkış da getirir belki. Ancak ruhu doyan bir kişi için bu alkışlar, işin küçük pro¬mosyonları değerindedir olsa ol¬sa... Olsa da olur, olmasa da...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder